Kapadokya Yeraltı Şehirleri

Yeraltı şehirlerinde, bir topluluğun geçici olarak yaşayabilmesi için gerekli barınma şartlarına uygun olan alanda, dar koridorlarla birbirlerine bağlanan oda ve salonlar, şarap depoları, su mahzenleri, mutfak ve erzak depoları, havalandırma bacaları, su kuyuları, hayvan ahırı, kilise ve dışarıdan gelebilecek herhangi bir tehlikeyi önlemek için kapıyı içten kapatan büyük sürgü taşları yer alıyor.

Milattan önce çeşitli dönemlerde tüf kayaların oyulmasıyla inşa edilen 7 yer altı şehri, farklı medeniyetlere ev sahipliği yaptı. 1964 yılından itibaren Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından temizlenen tarihi yer altı şehirleri, turizme kazandırıldı.

Bölgede şu an bilinen 36 yer altı şehri bulunmakta, ancak tahmin edilen 150 civarı daha gün yüzüne çıkmamış yeraltı şehri var. Yetkililer, bu şehirleri günyüzüne çıkarmak ve restore etmek için halen çalışıyor (2022)
 


Derinkuyu Yeraltı Şehri

Kapadokya’nın en derin, en geniş ve en şaşırtıcı yeraltı şehirlerinden ilki Derinkuyu Yeraltı Şehri. Nevşehir – Niğde yolu üzerinde ve Nevşehir’e 30 km uzaklıkta kalan yeraltı şehri Derinkuyu ilçesinde bulunuyor.

Derinkuyu Yeraltı Şehri 1963 yılında keşfedilmiş ve bir kısmı temizlenerek 1967 yılında ziyarete açılmış. Şu an 50 metreye kadar inen 8 katı açık olsa da, tamamı temizlendiği takdirde gerçek derinliğinin 85 metreyi bulabileceği ve 12 -13. kata kadar inebileceği tahmin ediliyor. Temizlenmiş ve girilebilen alanı toplam 2,5 km’ye yayılan bu Kapadokya yeraltı şehri, ismini içindeki 52 su kuyusundan alıyor. Bu su kuyuları 60 – 70 metre derine inerek hem su ihtiyacını karşılıyor hem de havalandırma bacası işlevini görüyor. Bölgede kuşatmalar olduğu dönemlerde aşağıya inemeyen düşmanın suya zehir karıştırmasını önlemek için, bu bacaların bir kısmının yeryüzüyle bağlantısı da yok. Böylesine korunaklı düşünülmüş ve doğal havalandırma sistemiyle donatılmış bu Kapadokya yeraltı şehrinin teknolojik izahının olmamasının sebeplerinden biri de işte bu özelliği.

Kapadokya Yeraltı Şehirleri yapılış amacı ve mimarisiyle birbirleriyle benzer özellikler taşısalar bile, Derinkuyu Yeraltı Şehri’ni gezerken daha üst bir donanımla karşılaşacaksınız. Dışarıdan çok da belli olmayan bir girişi olan yeraltı şehrinin katları yer yer basamaklı dar koridorlarla birbirine bağlanmış. Tehlike anında girişleri engellemek için ise, çekilerek hareket ettirilebilen değirmen taşı gibi devasa yuvarlak taşlarla tedbir alınmış.

Yaşam alanları, yemekhaneler, mutfaklar, ahırlar, şırahaneler ve sarnıçlar, hemen hemen her Kapadokya yeraltı şehrinde görülebilen mekanlarken, burada bir de tavanı yörede pek karşılaşılmayan beşik tonozla kapatılmış misyoner okulu bulunuyor. Haç şeklindeki kilisesi ise yeraltı şehrinin 2. katına oyulmuş ve 3. ve 4. katlardan merdivenle inilerek ulaşılıyor.

İlk yerleşimin Asur Kolonilerine kadar uzandığı ve ilk Hristiyanların zulüm ve baskılardan kaçarak saklandığı Derinkuyu Yeraltı Şehri’nde yaklaşık 50 bin kişinin aynı anda yaşayabildiği düşünülüyor. Dar tünellerinin ve derinliğinin klostrofobi yaratabileceğini ama Kapadokya’da gezilmesi gereken en önemli yerlerden biri olduğunu da söylemeden geçmeyelim.


Kaymaklı Yeraltı Şehri

Kapadokya yeraltı şehirlerinin en büyüklerinden biri de Kaymaklı Yeraltı Şehri. Hemen hemen Derinkuyu Yeraltı Şehri’nin yarısı kadar büyük olan bu yeraltı şehri Nevşehir’e 20 km mesafede olan Kaymaklı Kasabası’nda bulunuyor ve 1984’den beri de UNESCO Dünya Kültür Mirasları arasında yer alıyor. Tarihi yine Hititleri ve Arap akınlarının olduğu M.Ö. 8. Yüzyıl Frig dönemini işaret ediyor.

Asıl derinliği 8 kata kadar inse de, Kaymaklı Yeraltı Şehri’nin şu an 4 katı ziyarete açık. İlk katı hayvanların dışarı çıkmasını kolaylaştırmak için ahırlara ayrılmış ve ahırlardan açılan koridorlarla kilise ve diğer yaşam alanlarına geçişler sağlanmış. 2 apsis ve tek nefli olarak yapılmış 2. kattaki kiliseye giriş ise sürgü taşlarıyla denetlenmiş. Kiliseye girdiğinizde apsislerin önüne yerleştirilmiş vaftiz taşı ve kenarlara oyulmuş oturma platformları görecek ve kilise görevlilerine ait olduğu sanılan mezarlarla karşılaşacaksınız. Yaşam alanları, oturma, barınma, şırahane ve erzak odaları ise 3 ve 4. kata yayılmış.

Kaymaklı Yeraltı Şehri’nde ilginizi çeken en farklı mekanlardan biri bakır işleme atölyesi olacak ki, bu atölyelerde tabanda demir dövülen çukurlar çıkacak karşınıza. Tüm mekanların havalandırma bacaları etrafında toplandığı Kaymaklı Yeraltı Şehri 1964 yılında ziyarete açılmış. Derinkuyu Yeraltı Şehri’yle bağlantılı olduğu sanılsa da arasındaki 10 km’lik mesafedeki gizli tüneller henüz bulunamamış. Bu yeraltı şehrinin en kalabalık yeraltı yerleşimlerinden biri olduğu aynı anda 5.000 kişiyi barındırdığı düşünülüyor.


Özkonak Yeraltı Şehri

Nevşehir Avanos’a 14 km mesafede bulunan Özkonak Yeraltı Şehri, İdiş Dağı’nın tüf tabakasının en yoğun olduğu kuzey yamacına yapılmış. 1972 yılında ziyarete açılmış bu Kapadokya yeraltı şehrini gezerken sanki bir apartmandan iniyormuş gibi hissedeceksiniz kendinizi. Tüm Kapadokya yeraltı şehirlerinin içinde bulunan labirent tüneller burada da mekanları birbirine bağlayan ana unsurlar. Derinkuyu ve Kaymaklı yeraltı şehirlerinden ayrılan yönü ise haberleşme ve havalandırma için açılan 5-8 cm lik küçük kılcal delikler. Mekanların kapıları sürgü taşlarıyla kapatıldığında tüm dünyevi bağlantı bu deliklerle sağlanmış. Sürgü taşları da diğer yeraltı şehirlerinden farklı olarak sadece korunmak amacıyla değil, savaşmak amacıyla da yapılmış. Taşlarla giriş kapatıldıktan sonra tünel üzerine düşmana mızrak saplamak ve kızgın yağ dökmek için küçük delikler oyulmuş.

4 katlı olan Özkonak Yeraltı Şehri’nin ilk katı diğerlerinde olduğu gibi ahırlara, diğer katları da yaşam odaları, kiler, şırahane, mutfak gibi bölümlere ayrılmış. Girişiyle çıkışı arasındaki mesafe ise 10 km olacak kadar geniş cüssesi olan bu yeraltı şehrinin tarihinin M.Ö. 400’lü yıllara dayandığı ve yine Hititlerle bağlantılı olduğu sanılıyor.


Acıgöl (TATLARİN) Yeraltı Şehri

1975 yılında keşfedilse de 1991 yılında ziyarete açılan Tatlarin Yeraltı Şehri Nevşehir’in Acıgöl beldesinin 10 km. kuzeyine düşüyor, Tatlarin Kasabası’nda ‘Kale’ denilen bir tepede yer alıyor.

Kapadokya yeraltı şehirlerinde rastlanılan tünellerle yaşam alanları birbirine bağlanmış Tatlarin Yeraltı Şehri’nde erzak depolarının ve kiliselerin fazla, mekanların ise geniş olması buranın bir sivil yerleşimi değil de askeri bir garnizon ya da bir manastır kompleksi olabileceğini düşündürüyor.

3 girişi olan yeraltı şehrinin esas girişi yıkılmış olsa da, 15 metrelik bir geçitle geniş bir salona ulaşıyorsunuz. Yeraltı şehrinin salonuna bugün bir biletle girebiliyor olsanız bile, kullanıldığı zamanlarda delikli sürgü taşlarıyla kapatılan herkesin giremeyeceği bir mekanmış. Salonun sağ nişinin içinde temizlenirken 3 iskelet bulunmuş. Sanki günümüz ev yapısını andırırcasına yine aynı mekanın çevresinde tuvalet ve mutfak bulunuyor.

İkinci girişte ise geniş sütunlarla desteklenmiş ahırlar var. Zemininde 5 adet ambar, tavanında ise başka mekanlarla bağlantılı havalandırma delikleri bulunan ahır bölümünde de sürgü taşı kullanılmış. ‘Dünyada ilk yeraltı tuvaleti nerededir’ diye sorulduğunda adını söyleyeceğiniz Tatların Yeraltı Şehri’nin günümüzde 2 katı gezilebiliyor.


Mazı Yeraltı Şehri

Nevşehir’de Kaymaklı Yeraltı Şehri’nin 10 km doğusunda, Ürgüp’ün ise 18 km güneyinde kalan Mazı Yeraltı Şehri ismini bulunduğu köyden alıyor. 1995 yılında bir çoban tarafından tesadüfen bulunarak temizlenip ziyarete açılmış. Mazı’nın esas anlamı ‘Antik Kent’ ve köyün kurulduğu vadide Erken Roma ile Bizans dönemine ait birçok kaya mezar da bulunuyor.

8 katlı yeraltı şehrinin 4 değişik yerden girişi var ve düşmanlardan korunmak için ortasından mızrak geçirilen delikleri olan sürgü taşlarıyla kapatılmış. Girişindeki ahırların diğer örneklerinden farkı ise kayalara oyulmuş yalaklar ve alanlarının genişliği. Bu da Mazı Yeraltı Şehri’nin hayvancılık alanında gelişmiş bir topluma ev sahipliği yaptığının göstergesi. Mazı Yeraltı Şehri’nde tahminlere göre 6.000 kişinin aynı anda yaşadığı düşünülüyor.

Bu Kapadokya yeraltı şehrinde ayrıca 20 metre derinliğinde bir kuyu, şırahane, kiler, mutfak ve diğer yaşam alanları bulunuyor, fakat kilisesi diğer yeraltı kiliselerinden daha gösterişli olduğu için ayrışıyor. Kilisenin dikine apsisinin karşısında diğer bölümlere geçişi sağlayan gizli bir baca yapılmış. Bacanın içine de kolay tırmanmayı sağlayan küçük adım delikleri oyulmuş. Kilisenin ihtişamı ve mekanların fazlalığıyla en az Derinkuyu ve Kaymaklı kadar büyük olduğu düşünülen yeraltı şehrinde banyo olarak kullanıldığı düşünülen mekanlara da rastlanmış.


Özlüce Yeraltı Şehri

Nevşehir – Derinkuyu yolunda, Kaymaklı Kasabası’nın 6 km batısına düşen Özlüce Yeraltı Şehri, içinde bulunduğu köyün adını almış. Diğer Kapadokya yeraltı şehirlerinden farklı olarak tek katlı, daha geniş olarak oyulmuş ve tam olarak temizlenemediğinden, ayrıca göçük riski içerdiğinden ziyarete henüz açılmamış.

Giriş bölümünden yeraltı şehrinin en geniş alanına geçiliyor ve bu alanın sağında erzak depoları solunda ise oturma mekanları bulunuyor. Ayrıca yine giriş bölümünde bazaltla yapılmış 2 kemerli mekan, 15 metre uzunluğundaki tünellerle asıl kayaya bağlanıyor. Daha sonraki zamanlarda oyulduğu düşünülen nispeten daha yeni olan bu bölüm, diğer mekanlarla ilişiği kesmek için tünelin bitinde granitten 2 metrelik bir sürgü taşıyla ayrılmış. Oldukça uzun ve tabanları tuzaklı olarak yapılmış galerilere hücre tipli küçük odacıklar bağlanmış. Oyulduğu tüf tabakasının farklı renkler içermesi de  Özlüce Yeraltı Şehri’nin diğerlerinden farklı kılıyor.


Sivasa (Gökçetoprak) Yeraltı Şehri

Nevşehir’e bağlı Gülşehir ilçesinin 35 km batısına düşen yeraltı şehri, Gökçetoprak köyüne oldukça yakın konumlanıyor. İlk kez 1989 yılında Fransız araştırmacılar tarafından keşfedilmiş. 1991 yılında ise İtalyanlar tarafından incelenmiş.

Sivasa Gökçetoprak Yeraltı Şehri‘nin diğer Kapadokya yeraltı şehirlerinden farkı jeolojik yapısından kaynaklanıyor. Oyulduğu katmanların en altında çamur taşı, onun üstünde büyük taneli tüf ve en üst kısmında da andezit kayalar bulunuyor.

İki katlı olduğu düşünülen yeraltı şehrinin katlarında oldukça geniş, fakat düzgün oyulmamış dikdörtgen mekanlara ve bu mekanları birbirine bağlayan uzun dar koridorlara rastlanmış. Koridorların girişleri ise dışarıdan getirilen ve genişliğe göre oyulmuş kaya kapılarla kapatılmış. Ayrıca içerisinde hala su bulunan 15 metrelik bir su kuyusu da bulunan yeraltı şehri tam olarak temizlenmemiş.


Kapadokya Yeraltı Şehirleri Giriş Ücretleri 2022

 

Kapadokya gezinizde henüz ziyarete açık olmayan yeraltı şehirleri için farklı giriş ücretleri belirlenmiş. Fakat hepsine Müzekart ile yılda 2 kez, Müzekart+ ile ise sınırsız girebiliyorsunuz. İş Bankası kredi kartınızı da Müzekart yerine kullanabiliyorsunuz.

Derinkuyu Yeraltı Şehri Giriş Ücreti 2022 : 60 TL

Kaymaklı Yeraltı Şehri Giriş Ücreti 2022 : 60 TL

Mazı Yeraltı Şehri Giriş Ücreti 2022 : 15 TL

Özkonak Yeraltı Şehri Girşi Ücreti 2022 : 30 TL

Tatlarin Yeraltı Şehri Giriş Ücreti 2022 : Ücretsiz

Giriş ücretlerini belirttiğimiz tüm Kapadokya yeraltı şehirlerini;  08.00 – 17.00 saatleri arasında arasında ziyaret edebiliyorsunuz.


Kaynakça:

Martijn Munneke from Netherlands - Derinkuyu - school Uploaded by stegop

https://tr.wikipedia.org/wiki/Kapadokya%27daki_yeralt%C4%B1_%C5%9Fehirleri

https://www.kapadokyadayim.com/kapadokya-yeralti-sehirleri/

https://www.ntv.com.tr/galeri/seyahat/kapadokyanin-yeralti-sehirleri,HZDxdrrGkUy6OeeAtcNMTA/Z9EfDjCjT02Qxa7CHoFhGQ
 


Turizme Açık Yeraltı Şehirleri

Turizme açılmamış olan yeraltı şehirleri

Derinkuyu yeraltı şehri
Kaymaklı yeraltı şehri
Özkonak yeraltı şehri
Mazı köy yeraltı şehri
Özlüce köy yeraltı şehri
Sivasa köy yeraltı şehri
Tatlarin yeraltı şehri
Acıgöl yeraltı şehri

Yeraltı şehri, Kapadokya bölgesinin en ilginç kültürel zenginliklerinden biri olan çeşitli büyüklükteki yeraltı yerleşimleri 150-200 civarındadır. Ancak 25.000 km² bir alanı kaplayan Kapadokya bölgesinin bütün kasaba ve köylerinde büyüklü ve küçüklü kaya yerleşimi bulunduğundan bu sayı daha da artabilir. Bu kaya yerleşimlerinin büyük bir kısmı yumuşak volkanik tüfün aşağıya doğru derinlemesine oyulmasıyla inşa edilmişlerdir. Oyma esnasında oluşan alet izlerinden yapım teknikleri hakkında henüz yeterli bir bilgiye sahip değiliz.

Yeraltı şehirleri kavramı oldukça yaygın olarak kullanıldığından ve bazılarının 30.000 kişiyi barındırabilecek büyüklükte olmasından dolayı bir kısmını 'Yeraltı Şehri' olarak daha küçüklerini ise 'Yeraltı Köyü' olarak adlandırmak mümkündür.

Kapadokya Bölgesi, geçmişte sık sık çeşitli saldırılara maruz kaldığından, bu şehirlerin yapılış amacı, daha çok tehlike anında halkın geçici olarak sığınmasını sağlamaktır.

Yeraltı şehirleri aynı zamanda yörede bulunan hemen hemen her evle gizli geçitlerle bağlantılıdır. Yörede yaşamış olan insanlar kendilerini daha fazla emniyete almak için yaşadıkları kayadan evleri çeşitli yerlerine geçilmesi zor odalar, tuzaklar hazırlamış, ihtiyaç karşısında kayaların dibine doğru yeni odalar açmışlardır. Böylece koridorlar ve galeriler çoğalarak yeraltı şehirlerini meydana getirmiştir.


Kapadokya Bölgesi'nde Prehistorik Döneme ait yerleşimler bulunmasına karşın bunların yeraltı şehirleri ile ilişkili henüz tam olarak saptanamamıştır. Ancak Prehistorik Dönem insanlarının hiç olmazsa birkaç odadan ibaret yapay kaya sığınaklarında barınmış olmaları gerekmektedir.

Orta ve Geç Tunç Çağı'na ait kaya kabartmalarının ve yazılı anıtların bölgede sıkça bulunması, ayrıca Hitit şehirlerindeki savunma sisteminde Potern adı verilen yeraltı geçitlerine sıkça rastlanması ve ustaca yapılması nedeniyle yeraltı şehirlerinin yapımında ya da genişletilmesinde Hititlerin de katkısı olduğu kanısı güçlenmektedir.

Hitit şehirlerinde bulunan gizli tüneller genellikle şehre yapılacak saldırılarda düşmanı pusuya düşürmek ve onları arkadan çevirmek için kullanılırdı. Bu yerleşim yerlerinin bir kısmını Hititler oymuşsa askeri amaçlı olarak oymuşlardır. Bundan dolayı herhangi bir arkeolojik buluntu ele geçmemesi normaldir. Ayrıca Hititlerden sonra gelen kavimlerin de bu izleri yok etmesi söz konusudur.

Kapadokya Bölgesi'nde kuvvetli bir Hitit yerleşimi olmamasına karşın bölgedeki tüm antik yerleşimlerde Hititlerin kalıntılarına rastlamak mümkündür. Bölgede yaşayan Hititlerin yerleşim amacıyla yumuşak tüfü oyup yaşamaması için hiçbir neden yoktur.

Ayrıca Topada (Ağıllı) ve Sivasa yazılı anıtlarının hemen yanında yeraltı şehirlerinin bulunması bu görüşü desteklemektedir. Özellikle Nevşehir civarında Roma Dönemi'ne ait kaya mezarları da yeraltı yerleşiminin hemen yakınında olup onlar gibi geniş alanlara yayılmıştır. Hatta kaya mezar odalarında yer alan nişli klineler yeraltı şehirlerinde de bulunmaktadır. Bu, Roma Dönemi halkının da yeraltı şehirlerinin yapımında bir rolü olduğunu göstermektedir. Yeraltı şehirlerine ait bütün bulgular M.S. 5-10. yüzyıllar arasına yani Bizans Dönemi'ne aittir. Genellikle dini ve sığınma amaçlı olarak kullanılan yeraltı şehirlerinin sayısı bu dönemde artmıştır. Bizans Dönemi'nde 7. yüzyılda başlayan Arap-Sasani akınları karşısında Kapadokya'da yaşayan Hristiyan topluluklar sürgü taşlarını kapatarak kendilerini savunuyorlardı. Düşman ise içeride kendini pek çok tehlike ile karşı karşıya kalacağını bildiğinden daha çok su kuyularını zehirleyerek yerli halkı dışarı çıkartmak için çalışıyordu.

Selçukluların da bu yeraltı şehirlerinden yararlandıkları ve askeri amaçlı kullandıkları sanılmaktadır. Çünkü Kapadokya Bölgesindeki Selçuklu Kervansarayları bu yeraltı şehirlerinin 5–10 km uzağında bulunmaktadır. Örneğin Dolayhan Kervansarayı - Tilköy yeraltı şehri, Sarıhan Kervansarayı - Özkonak yeraltı şehri, Ağzıkarahan Kervansarayı - Pınarbaşı (Geyral) yeraltı şehri.

Yeraltı şehirleri hakkında en eski yazılı kaynak Xenophon'un 'Anabasis' adlı kitabıdır. Xenophon, Anadolu'da ve Kafkaslarda yaşayan insanların evlerini yerin altına oydukları ve evlerin birbirlerine dehlizlerle bağlı olduğundan bahsetmektedir. Xenophon M.Ö. 4. yüzyılda yaşadığına göre yeraltı yerleşimlerini en kesin bir şekilde bu döneme tarihlemek mümkündür.

Bölgedeki en eski ciddi çalışmayı 1960-1970 yılları arasında yapan Alman Martin Urban ise yeraltı yerleşimlerini M.Ö. 7.-8. yüzyıllara tarihlemektedir.

Sonuçta, elimizdeki mevcut bilgiler ışığında yeraltı yerleşimlerini bölgedeki ilk medeniyetlerle aynı zamana yani Prehistorik Döneme tarihlemek pek yanlış olmayacaktır. Çünkü taş endüstrisini oldukça iyi bilen Prehistorik Dönem insanlarının basit aletlerle yumuşak tüfü oyması zor değildir. Bu dönemde birkaç odadan ibaret olan, Kapadokya'ya gelen değişik topluluklar tarafından devamlı olarak genişletilen yeraltı yerleşimleri, bir önceki kültürün tüm arkeolojik izleri yok edilerek bugünkü halini almıştır. Ancak unutmamak gerekir ki yeraltı şehirlerinin en yaygın kullanımı Bizans Döneminde olmuştur.